Görüntü

safak_1111Isısı tamda dili yakmayacak seviyedeydi kahvenin. Işık rahatlatıyordu gözlerimi. Duvarları bu ton bir yeşile boyamak kimin fikriydi acaba diye geçirdim aklımdan. Çok güzel duruyordu. Önümde 2 veya en fazla 3 kişinin oturması için tasarlandığını düşündüğüm kahverengi bir koltuk vardı. Tamamen boş, herzamankinden sessizdi. Kırmızı ceketli biri otursa renk uyumunda son noktaya ulaşacaktım. Mekan tam istediğim gibi bir yer olacaktı. Fakat seste istemiyordum, konuşup paylaşmak değil yalnızca kendi gözümü tatmin etmekti amacım. Bu yüzden kırmızı ceket giymiş kimsenin gelmesini istemiyordum. Çünkü insan herhangi bir yerde kırmızı ceket giymiş biriyle oturuyorsa ona bir kaç kelime sorumludur. ceketin rengi değişsede görevler aynıdır. Hatta mekanda bulunduğunuz gün genel bir dinlenme günüyse ve yaşınızda henüz 30’u bulmadıysa eğlenmeniz gerekir. Eğlenmek için bir yere gitmekten daha büyük bir sorumluluk sıkıntısı olamaz zaten.

Düşünce olarak rahatlamak için düşünmüş, düşümle bir mekan yaratıp görüntüdeki bir rengin eksikliği düşümü bozmuş fakat eklenecek kırmızı görüntüye olan sorumluluk saplantım ile yine düşünerek kendi canımı sıkmıştım. Peki görüntü tam olarak ne demekti ? Görüntü gerçeğin habercisidir. Yani gerçek olanın belgesi olabilir ama olmayada bilir. görüntü o an orda var olduğuna inanılan bir imajdır. Yalnızca hissedilebilir. Görüntü içinde geometri gibi bir çok pozitif bilimi barındıran ve “insanın farketmeden yarattığı kültür birikimi” ile doğrudan ilintili bir kavramdır. Bu bahsedilen birikim deneyim sonrasında beğeniyi yaratan kendi içinde sürekli bir çelişki içinde olan beynin bütün çalışma prensibinden aslında tamamen farklı çalışan “yüce” sayılabilinecek bir sistemdir. Görüntüleri bulmak bir sonrakilerde aramayı gerektirir. Arayışlar beklentiyi yaratır sonrası zaten değer yargılarıdır. Tüm bu beklenti ve arayışlar insanın kendi görüntü evreninde yarattığı kıstaslar yani özetle “estetik” anlayışıyla bağdaşır. Görüntü sanatı bu birikimler ile şekillenen bir olgudur. Bu yüzden sinemada önemli olan unsur “ne” anlatıldığından çok “nasıl” anlatıldığı, kimin “senare” ettiğinden çok kimin “yönettiği” üzerinedir. Fakat görüntüyü alıp sonrasında deneyimleyip en sonda estetik yaratmak bir kaç cümleyle anlatılandan biraz daha karmaşık bir yapıdır. Bir çok yöntem keşfedilmiş, insanlarn ilgileri aranmıştır uzun bir süre. Sonrasında bir görüntü imparatorluğu kurulmuş ve ne zaman neye ilgi duyacağımız keşfedilmiştir. Çağdaş sinema filmlerinde gördüğümüz ve hemen beğendiğimiz yakışıklı adamlarla güzel kadınların oynadığı filmler bir çok görüntü imajımızı sömürerek adına beğeni dediğimiz bir teslim olma verir. Sinemada yada herhangi bir görüntü ve gösteri sanatında bu yüzden seçici olmak birinci unsurdur artık. Ve aslında ne aradığımızı sorgulamaktansa, düşünmeden görmeye çalışmalıyız. Çünkü görsel hafızaya ve görsel evrenimize ancak cümleler gibi düzenli kavramları beynimizden silerek ulaşabiliriz.

Sizleri aptal aptal seyretmeye davet ediyorum….

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s