Özgürlük Tragedyası

Tam anlamıyla özgürlüğün varol(a)mayacağı gerçeğini bilmek bir yana, kısmen varolan özgürlüğün ne kadar işlevsel, ne kadar  tatmin edici olduğu ve ne kadar ‘özgürlük’ kavramının hakkını verdiği konusunda ciddi şüphelerim var.

Doğduğumuz andan itibaren henüz farkında olmadığımız bir çok yükümlülük üzerimize yapışmıştır. Doğmuş olmak özgürlüğünüze vurulan ilk darbedir. Biraz daha yüzeysellikten(!) çıkıp günlük yaşamımıza baktığımızda bu indirgenmiş ilk örneğin aslında abartı olmadığını görebiliriz. Modern toplum diye adlandırılan ‘danışıklı köle yönetme endüstrisi’nin bir üyesi olarak biliyorum ki, hiçbirimiz özgür değiliz. Sadece geçmişimize bakarak hatırlıyoruz ki feodal rejimler, krallıklar ve imparatorluklar gibi oluşumlar varmış. Bunun özgürlük olduğu yanılgısına kapılıyoruz, oysa ki yalnızca onlardan daha şanslıyız. Evet bu sadece daha şanslı olmak. Paranın söz sahibi olduğu bir dünyada özgürlükten söz etmek zaten başlı başına bir yanılsama. Özgür olabilmeyi -olabildiğince özgür olabilmeyi- gerçekten istemiyor olabilir miyiz? Kısıtlanmamış olmak, belirlediğimiz hedeflerimize çabalayarak ya da çabalamadan ulaşmak varoluşumuzu anlamsız kılacağı ihtimalinden mi korkuyoruz bilemiyorum. Fightclub’da da dendiği gibi, ancak öldüğümüz zaman tam anlamıyla özgür olabiliriz.

Sonraki Kategori: Psikoloji

Sonraki Konu: Fark Edilme Egomuzun Yaşamımızdaki Rolü

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s