René Descartes ve Kesin Bilgiye Ulaşmak

Size geçmişteki bilgiye ulaşma yöntemlerini maddeler halinde sıraladıktan sonra, bu tekniklerin Descartes ile olan bağlantılarını günümüz dünyasına uyarlayarak, artık herkesin bilgiye ulaşmak için çektiği sıkıntıların neredeyse tamamına çare bulacağımı, artık dünyanın daha yaşanılabilir bir yer olacağını söylemek isterdim. Lakin bu paragraf, yalnızca yazacağım asıl yazının ilham kaynağı ve aynı zamanda konu hakkındaki bilgisizliğim yüzünden zaman kazanmaya çalıştığımın canlı örneği.

Belki de Google’a “Bilgiye Ulaşma Yöntemleri” yazarak bu sayfaya geldiniz. Herhangi birinin “Doğru Bilgiye Ulaşma Yöntemleri” yazacağını düşünmüyorum. Nedeni çok açık. “Kime göre? Neye göre?” zırvalarından bahsetmeyeceğim bile. Her neyse, Descartes bunu 17. yüzyılda görmüş. Matematiğin kesinliğine inanmış ve bu kesinliği felsefeye uyarlamayı ilk şu şekilde denemiş; “Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmekse var olmaktır. Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum, o halde varım. İlk bilgim bu sağlam bilgidir. Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.” Ayrıca, Evrensel Matematik (Mathesis Universalis)’i kurarak bunu tüm bilgi dallarına yaymak bile istemiş.

Sonraki Kategori : Sinema

Sonraki Konu: Perfekte menneske, Det (The Perfect Human) Kritik

Reklamlar

One comment

  1. 17.Yy’da Descartes bilgiye ulaşmanın kendince yöntemini ararken aklının içinde var olan tüm bilgilerin doğru ve yanlışlardan var olduğunu düşünmüş ve yanlışları bulup çıkarmanın mümkün olmayacağını farketmiştir. Onu yanlışlara sürekli olarak sürükleyen kötü bir “cin” tasarlayan Descartes hiç bir bilginin doğruluğundan emin olmamaya başlamıştır. Aklını sağlam ve çürük elmalarla dolu bir sepete benzeten Descartes çürük elmaların diğer tüm sağlam elmalarıda bozması endişesi ile tüm elmaları sepetten dökerek herşeyi en baştan öğreniyormuşçasına davranmaya başlamıştır. Bu yüzden varlığını hiçe saymış ve “cin” in onu yeni bilgiler karşısında kandırması endişesi ile herşeyden şüphe etmeye başlamıştır. Bilgiye bu şekilde ulaşma yöntemine “tümdengelim” yöntemi denir.Sonraları 18.yy’da John Lock ın “Tabula Rasa” kavramıyla “tümevarım” yöntemini kabullenecektir dünya. Descartes’ın “Şüphe etmeyeceğim tek şey şüphedir.” Söyleminden sonra bu söyleminde kavramın kendi içinde şüphe edilmesi gerçeği ile başka kaynak ve kişiler tarafından çürütülmeye çalışılmıştır.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s