Yine Yeni Yeniden Tekrar Deneyin – Re New ReagaIn Try AgaIn

Çok ama çok geç yattığım bir günün öğlene doğrusu domain firması beni aradı dedi ki -domaininizin süresi bitmek üzere uzatmak ister misiniz? O an beynimden vurulmuşa dönmek istedim, ama benim için sadece uykumun bölündüğü gerçeği vardı. Dedim ki ne kadar? Global olarak uzatırsam 22 civarı, şayet Türkiye üzerinden uzatırsam 26 civarı bir rakam bulabileceğine dair bana ninniler ve masallar anlattı. Aniden bana en son kaça olacağını sordum. Önce bi afalladı ardından da gülümseyerek yanıt verdi, eheh efendim firmamızın kuralları gereği indirim yapamıyoruz. Sert bir biçimde komik olan ne!? dedim. Bozuldu biraz, efendim şaka yaptığınızı düşündüm gibi bi şeyler dedi. Dedim şaka yapar gibi bir halim mi var? Bana en son kaç olur onu söyle bana maval okuma dedim. 
Sonrasını merak eden olacağını düşünmediğimden hikayeyi burada yarım bırakıyorum.

Bugün Günlerden Rüya

İsveç’e karanlık bir vakitte iniş yapmıştım. Hiç isveç gibi değildi. Etrafımda soluk renkli fabrikalar, ıssızlık ve kasvetten başka bir şey yoktu. Sanki SSCB’ye inmiştim ve soğuk savaş devam ediyordu. Arkadaşımla beraber bir köy lokantası vari bir mekana girdik. Onun da orda bir tanıdığı varmış ve onu bekliyorduk. Aniden yan masada alman aile yapısına çalan (İrikıyım bir baba, ek olarak dede ya da nine, iki alman çocuğu, tombul bir anne) lakin isveçli bir aile masada oturuyorlardı. Canlı bir köpek masaya konuldu. Ben o esnada kafamı diğer tarafa çevirdim ve tekrar döndüğümde köpek pişmiş bir biçimde masaya yayılmıştı. İsveçliler, aslanların impala’ya daldığı gibi köpeğe yumuluyorlardı. Ben de köpeği yiyenler çinliler değil miydi gibisinden şaşkınlıkla izliyordum. Neyse ordan ayrıldıktan sonra Check-in yapmak istediğimde internet paketimin bittiğini gördüm, isveç’e gelmiştim ve bunu ıspatlayamıyordum. Arkadaşımdan telefonunun wifispot özelliğini açmasını istediğimde ise sonra yaparız gibi oyalayıcı bir cevapla karşılaştım. Fazla da üstelemedim ne de olsa daha vakit vardı. Ardından bir anda kendimi uçakta Türkiye’ye dönerken buldum. Daha yeni hareketlenmişken kaptan kuleden iniş izni için haykırıyordu, uçak düşmeye başladı. Işınlanmışcasına kendimi isveç viyadüklerinden birinin üstünde taksiyle seyir halindeyken buldum. Yukarıya baktığımdaysa havadaki uçak bir otobüse dönüşerek binaya çakıldı ve yüksek bir patlama etkisiyle alevler çıkardı, aynı zamanda da viyadükteki tüm araçlar sallantının etkisiyle durdu ve biz de dahil herkes araçlarından inerek kaçışmaya başladılar. Ben koşarken arkadaşım arkamdan bana sesleniyordu, “bir daha isveç’e iki kişi gelmek yok.” Sonrasında da uyandım.